Deyim Nedir? Deyimlerin Özellikleri Nelerdir?

Deyim Nedir?

Deyim : Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı bir anlamı olan, ilgi çekici bir anlatımı bulunan, ifadeyi daha zengin kılan, iki veya daha fazla kelimeden meydana gelen, kalıplaşmış söz topluluklarına “deyim (tabir)” denir.

– Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir. (TDK)

– İki veya daha fazla kelimeden meydana gelen, çoğunlukla kendi öz anlamının dışında yeni bir anlam veren yazıyı ya da konuşmayı daha da güzelleştiren söz bölümüne deyim denir. (Yusuf Ziya Bahadınlı)

– İfadeyi zenginleştirmek, kuvvetlendirmek, renklendirmek için oluşturulmuş, klişe hâline sokulmuş sözlere deyim denir. (Hilmi Soykut)

– Çekici bir anlatım kılığı taşıyan ve çoğunun gerçek anlamından ayrı bir anlamı bulunan, kalıplaşmış sözcük topluluklarına deyim denir.(Ömer Asım Aksoy)

Deyimlerin özellikleri:

a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

  • Meselâ “yüzün ak olsun” yerine “yüzün beyaz olsun” denilemez,
  • “ocağına incir ağacı dikmek” yerine “ocağına çam ağacı dikmek” denilemez,
  • “ayıkla pirincin taşını” yerine “ayıkla bulgurun taşını” denilemez,
  • “dilinin altındaki baklayı çıkar” yerine “dilinin altındaki şekeri çıkar” denilemez,
  • “tüyleri diken diken ol-” yerine “kılları diken diken ol-” denemez.

Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.

Araya başka kelimeler girebilir:

  • “Başını derde sokmak” » Başını son günlerde hep derde soktu.

b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar:

  • “Çam sakızı çoban armağanı”,
  • “dili çözül-“,
  • “dilinde tüy bit-“,
  • “dilini yut-“

c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

Deyimler ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara veya öykücüklere dayanır.

c.1. Deyimler kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:

  • ağzı açık,                              kulağı delik,
  • eli uzun,                                kaşla göz arasında,
  • bulanık suda balık avla-,       dikiş tutturama-,
  • can kulağı ile dinle-,              köprüleri at-,
  • pire için yorgan yak-,            pişmiş aşa su kat-,
  • kafayı ye-,                            aklı alma-,
  • akıntıya kürek çek-,              ağzı kulaklarına var-,
  • bel bağla-,                            çenesi düş-,
  • göze gir-,                              dara düş-,

c.2. Deyimler cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara ya da öykücüklere dayanır.

  • Yorgan gitti, kavga bitti.
  • Dostlar alışverişte görsün,
  • Çoğu gitti azı kaldı,
  • Allah bana ben de sana,
  • Atı alan Üsküdar’ı geçti,
  • Tut kelin perçeminden,
  • Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,
  • Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
  • Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,
  • Ne şiş yansın ne kebap,
  • Fol yok yumurta yok ..

d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir.

Atasözleri ile arasındaki farklar:

  • Deyimler genel yargı bildirmezler.
  • Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir.
  • Öğütte bulunmazlar.
  • Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur.

Meselâ: “İşleyen demir ışıldar” atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır.

  • Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?

Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır:

  • Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..

f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

  • Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)
  • Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)
  • Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)
  • O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)

g) Kafiyeli deyimler de vardır:

  • Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

Bir Cevap Bırakın

E-mail adresiniz yayınlanmamaktadır.